ANNE BABALAR NE YAPMALI?

Çocuklarına, bir uzman doktor tarafından "Dikkat Eksikliği Sendromu" teşhisi konulan anne babalar, çocuklarında aşağıdaki davranışları gözlemlerler:

Birden parlayan öfke, sürekli olarak otoriteye karşı savaş, "hayır" cevabını kabullenmemek, kuralları ve yapılması gereken davranışları hatırlamamak, arkadaş edinmekte zorluk çekmek.

Araştırmalar, çocukların %5inin (erkek çocuklar kız çocuklardan fazla) bu özelliklerin bazılarını ya da tümünü sergilediğini ortaya koymuştur.

İyi haber, bu çocukların aynı zamanda da çok özel yetenekleri olan çok özel çocuklar olduğudur. Yaratıcı ve tartışmaya açıktırlar ve olağanüstü gelişmiş bir kişisel adalet duyguları vardır. Onların dikkatleri "eksik" değil "değişiktir" Zeka kapasitelerinde eksiklik olmadığı ise çok açıktır. Bu olumlu yönler onlara yetişkin hayatlarında çok yardımcı olacaktır ama önce kazasız belasız çocukluk dönemlerini yaşamaları gerekmektedir.

Fazla Uyarı, Dikkat Eksikliği Olan Çocukların, Sorunlar Yaşamalarına Neden Olur

Dikkat Eksikliği Sendromu olan çocuklar, isteyerek böyle davranmazlar. Doğal olarak bütün çocuklar anne babalarına karşı gelirler ama onların böyle davranmasında başka etmenler rol oynar. Dikkat Eksikliği Sendromu olan çocuklar, uyarılara çok açık olmalarının yarattığı stres dolayısıyla istenmeyen davranışlarda bulunurlar.

Dikkat Eksikliği Sendromu olan çocuklar biyokimyasal olarak duyularını, duygularını ve akıllarını, çevredeki uyarılar yoğunlaştığı zaman kontrol edemezler. Gördükleri, kokladıkları, duydukları, hissettikleri ve düşündükleri onları had safhada uyarmaktadır. Bazı çocuklar aynı şeyleri "baskı" karşısında duyar ve bu da hiperaktif davranışlara ya da konuşma zorluğuna yol açar.

Bu kadar uyarının içinde çocuk, dikkatini toplayacağı konuyu seçemez. Onda, herkesin istediği algılama gücünden ne yazık ki çok fazla vardır. Böylece, öğrenim hayatı zorluklarla dolu, öğrenmenin verdiği tatmin hissinden yoksun bir hal alır. Ve tabii bolca da stres.

İçine düştüğü stresi yatıştırmak için umutsuzca çırpınan çocuk hiperaktif davranışlar sergilemeye başlar ya da başkalarını kendisine tepki göstermeleri için kışkırmaya çalışır. Tehlikeli riskler almaya, ateş, bıçak ve kendisine yasaklanan herşeyle oynamaya başlar. Sanki yaşadığı uyarılardan bir başarı payı çıkarmaya çalışmaktadır.

Bir diğer grup çocuk da yaşadığı stresten bunalarak depresyona, hayalciliğe kapılır ya da rahatsız edildiğinde korkunç öfkelenir. Zorlukla bulduğu kim olduğu düşüncesine öyle sıkıca sarılmıştır ki rahatsız edilmek ona neredeyse acı verir. Kendini fazladan uyarılara karşı korumaya çalışmaktadır.

Çocuğunuza ve kendinize yardımcı olabilmenin ilk adımı, çocuğunuzun nasıl bir tatmin duygusu aradığını keşfetmektir. Bunu en iyi şekilde yapmanın yolu ise onun davranışlarını izleyerek bir defter tutmaktır.

Ancak sizden yardım isterse ona yardım edin. Amacınız, çocuğunuzu kendinize bağımlı kılmak değil sizden bağımsız olarak doğru kararlar alabilmesini öğretmektir.