YENİYETMELERİN SORULARINA CEVAPLAR

SORU: Dikkat Eksikliği Sendromu ne demektir?

CEVAP: Dikkatin kolayca dağılabilmesine, akıla ilk geldiği gibi davranmaya ve yerinde duramamaya yol açan nörolojik bir bozukluktur. Nörolojik beyin ve sinir sistemi ile alakalı demektir. Dikkat Eksikliği Sendromu olan kişiler çok çabuk düşünürler ve çok yaratıcıdırlar. Akıllıdırlar, altıncı duyuları çok güçlüdür ve yeni fikirler ve buluşlarla doludurlar. Zaman zaman işlerini ertelerler, başladıkları işi bitirmekte ve sadece yaptıkları işle ilgilenmekte zorlanırlar. Bazen çabuk öfkelenirler. Kimi zaman da okulda başarısız olurlar ya da istemeden sosyal ilişkileri zedelerler. Tüm bunların nedeni beyinlerinin, tek bir noktaya odaklanmakta güçlük çekmesi ve dürtüsel davranışları düzenleyememesidir. Bu sorunların nedeni tembel, inatçı, aptal olmaları değildir. DEHS onların hatası değildir, yalnızca beyinleri öyle işlemektedir.

Bir gencin bu sorunun üstesinden gelebilmesi için en geçerli yol teşhis ve tedavinin sağlanmasıdır. Bu sendromun tedavisi için hiçbir zaman geç değildir. Ve tedaviyle DEHS'in olumsuz etkileri kontrol altına alınabilir.

SORU: Teşhisin doğruluğundan nasıl emin olabilirim? Belki bu da anne babamın beni cezalandırmak için yarattıkları şeylerden biridir?

CEVAP: Bilimsel verileri incele. Doktoruna şüpheye düştüğün konuları anlatmasını iste. Onu köşeye sıkıştırıp sorularınla terlet!!.

SORU: Ödevimi yapabilmek için bir ilaca bağımlı olmak istemiyorum. Bu bana hiç dürüstçe gelmiyor. İnsan bir işi ya yapar ya da yapamaz. Ama bunun için bir hap yutmak? Neredeyse sahtekarlık gibi birşey.

CEVAP: Gözlük takmak sahtekarlık mı? Arada hiçbir fark yok yalnızca bir durumda gözlük takılıyor diğerinde ise hap yutuluyor. Vitamin hapı yutmak sahtekarlık mı? Bir vitamin hapının işlevi sende az olan ya da olmayan kimyasal maddenin takviyesini yapmaktır; işte DEHS için alınan ilacın işlevi de aynen budur.

SORU: İlacımı aldığım bazı günler bundan rahatsız olmuyorum ama bazı günler ilaçsız da başarmak istiyorum. Ve işte böyle günlerde de işi yüzüme gözüme bulaştırıyorum. Bu konuda tavsiyeniz?

CEVAP: İlacını almaya devam etmelisin. Doktoruna ve anne babana, işini kendi başına başarmak isteğini anlat ama sırf bu yüzden ilacını bırakma. Hemen bütün gençler seninle aynı duyguları paylaşırlar, özellikle genç erkekler. Kendini aykırı hissetmemelisin. Anlaman gereken her şart altında işleri ve ödevleri ilacın değil senin yapmakta olduğundur. İlaç bir kitabı okuyamaz, yazıyı yazamaz, her nasıl bir başkasının gözlüğü senin için bu işleri yapamazsa. İlaç yalnızca senin, kitabı yapabileceğin en iyi şekliyle okuyabilmene ya da kompozisyonu yazmana yardımcı olur.

SORU: İlacın tehlikeli olmadığını nereden biliyorsunuz?

CEVAP: Ritalin DEH sendromu tedavisinde en fazla kullanılan ilaçtır ve yüzlerce araştırmacı tarafından onlarca yıldır araştırılmaktadır. Yan etkileri olan iştah ve uyku eksikliği çoğu zaman kontrol altına alınmaktadır. En rahatsız edici özelliği birkaç saat içinde etkisinin kaybolması ve bir tane daha almayı hatırlamaktır. Ritalin güvenli ve üzerinde çok araştırma yapılmış bir ilaçtır. Doğal olarak tüm ilaçlar gibi bir doktor denetiminde kullanılmalıdır.

SORU:Arkadaşlarıma bende DEHS olduğunu söylemeli miyim yoksa sır olarak mı saklamalıyım?

CEVAP: Bu tamamen sana kalmış bir şeydir. Senin kararındır. Ancak benim görüşüm bu konuda açık olmaktan yanadır. Bunda utanılacak hiçbir şey yoktur. Ben (Dr.E.Hallowell) dikkat eksikliği olan bir hiperaktif olduğumu televizyonda açıkladım, kimse de bana hesap sormadı.

İster inanın ister inanmayın kişinin kendi kendine koyduğu engeller başkalarının koyduğu engellerden daima daha zorludur. Bir kez DEHS konusunda kendinizi rahat hissetmeyi başardıktan sonra başkalarına söylemekte sıkıntı çekmezsiniz. Pekala sizde DEHS var eee? Thomas Edison'da ve Benjamin Franklin'de de varmış. Dustin Hoffman'da da. Bunlar da hiç fena arkadaşlar değil hani. Bunu bir sır olarak saklamak yalnızca sizdeki kendinden utanma duygusunu körükler.

SORU: Kendimi bu yüzden dışlanmış gibi hissediyorum, bu konudaki tavsiyeleriniz?

CEVAP: DEHS'in iyi yönlerini düşünmeye çalış. Sana kazandırdıklarını: yüksek enerji, yaratıcılık, sokulganlık, dürüstlük, çabuk karar alabilme, tahmin yeteneği, dayanıklılık, inatçılık ve şakacılık. Bunları aklından hiç çıkarma çünkü onlara gereksinimin olacaktır.

SORU: Bu DEHS daha ne kadar sürecek? (Şimdi on altı yaşındayım ve altı yaşından beri tedavi görüyorum)

CEVAP: Eğer şimdi varsa demek ki hayatının geri kalanında da varolacak. Bazı gençlerde senin yaşına vardıklarında belirtiler yok olur, geri kalanlarda belirtiler bir hayat boyu devam eder. Ama bu hiç de kötü bir şey değildir. Belki de ilacını sürekli alman gerekecek ama bir kez alışınca bu da zor olmaktan çıkacaktır. Üstelik gençlerin çoğu ilaçlarını almadıklarında uygulayabilecekleri kendilerine özgü küçük ip uçları geliştirirler. Eğer sen de hayatını bu küçük ip uçları ile düzenleyebiliyorsan o zaman doktorunla ilaç konusunu yeniden görüşebilirsin.

SORU: İlacımı ara sıra alsam ne olur?

CEVAP: Genel olarak ilacı düzenli olarak almak en iyi yoldur.

SORU: Bana DEHS yerine beyin özürlüymüşüm gibi her şeyi her dakika hatırlatan annemle nasıl anlaşmalıyım?

CEVAP: Ona kibarca bu alışkanlığından vazgeçmesini söylemelisin. Ona günlük hayatının detaylarını kendi başına ayarlayabileceğini söyleyip bir deney yapmayı önerebilirsin. Eğer deney başarıyla sonuçlanır ve tezini ispatlarsan annen kendiliğinden seni sürekli uyarmaktan vaz geçecektir. Ama eğer işler aksamaya başlarsa sana tekrar uyarıda bulunması için ona izin vermelisin.

SORU: Bana DEHS teşhisi konulduğundan beri sanki hiçbir şey başaramayacakmışım gibi geliyor. Annemle babam bunun önemli olmadığını söylüyorlar. Kardeşimin yüzünde sivilceler çıktığında da önemli olmadığını söylemişlerdi ama ben öyle olmadığını biliyorum. Bana gerçeği söyleyin bu sendrom ne kadar ciddi?

CEVAP: Nasıl düşündüğüne bakar. Miyop olmak ne kadar ciddidir? Eğer gözlük takmazsan bu bayağı kötü bir durumdur. İnsan bu yüzden sınıfta bile kalabilir. Aynı şartlar DEHS için de geçerlidir. Eğer neyin olduğunu bilmezsen hayatın kötü yönde etkilenir. Ama eğer bilirsen - şimdi senin bildiğin gibi - bunu lehine çevirebilirsin. İlk olarak DEHS in kötü yanlarını - dikkatinin kolayca dağılması, ağzına geleni düşünmeden söylemek, yerinde duramamak, unutkanlık, organize olamamak, her şeyi yarına bırakmak gibi- ortadan kaldırmak için tedavi görebilirsin. Bir kez işin bu yönünü hallettikten sonra sıra bu sendromun olumlu yanlarından yararlanmaya gelir - dinmeyen enerji, yaratıcılık, dürüstlük, dayanıklılık, çok çalışma isteği ve parlak bir zeka. Başarılı insanlar arasında DEHS olan kişiler çoktur. Hastalarım arasında milyarder işadamları, profesyonel sporcular, artistler, doktorlar, avukatlar, profesörler, yazarlar, müteahhitler, araba yarışçıları, pilotlar ve daha nice meslekten başarılı insanlar var.

SORU: Ben hiperaktivitesiz, dikkat eksikliği sendromu olan bir lise 2.sınıf öğrencisiyim. Tarih öğretmenim DEH diye bir sendromun olduğuna inanmıyor ve tüm sınıfa benim şişko bir tembel olduğumu söylüyor. Öğretmenime DEH sendromunun varlığını ve beni etkilediğini nasıl ispatlayabilirim?

CEVAP: Eğer öğretmenin öğrencilerini topluluk içinde aşağılayacak kadar geri kafalı bir insansa ne yazık ki bu konuda yapabileceğin hiçbir şey yok.

Ama gene de onunla başbaşa konuşmayı deneyebilirsin. Bütün bir yıl sürebilecek öğrenci öğretmen çekişmelerinin ne kadar çoğunun, sene başında nezaket sınırları içinde yapılan teketek konuşmalarla önlendiğine inanamazsın. Öğretmeninden bir görüşme rica et, ona sana karşı değil seninle çalışabilmesi için dileklerini ilet. Şişko ve tembel diye adlandırılmanın seni nasıl incittiğini anlat. DEH sendromu konusunda doktorunla ya da anne babanla istediği zaman görüşebileceğini söyle. Dürüst, kibar ve açık olmaya çalış.

Eğer bu yöntem etkili olmazsa anne babanla ya da rehber öğretmeninle bu konuda görüşmeli ve sıkıntılarını iletmelisin. Anne baban, okulun ailenin bu konudan haberdar olduğunu okula bildirmesi gerekir.